Seminer çalışmalarımın başında basit bir ısınma ve tanışma oyunu yer alır. Katılımcılar yansıda kendilerine sunulan bazı cümleler görürler. Karşılaştıkları cümleye “evet” ya da “hayır” olarak görüş bildirmeleri istenir. Bunu yaparken bir de hareket işin içine girer. Verdikleri yanıt “evet” ise ayağa kalkmaları “hayır” ise yerlerinde oturuyor olmaları istenir. Yansıda sunulan cümlelerden biri “Cinsiyetimden Memnunum” cümlesidir. Bu cümleyi gören erkekler hızlıca ayağa kalkarlar. Çünkü cevap nettir. Kocaman bir “EVET”.

                İstatistiksel olarak bir sonuç vermek olmasa da gözlemlerim yıllar içinde artan bir oranda daha çok kadının bu cümle karşısında oturuyor olduğu yönünde. Yani cevapları “HAYIR”. Bu durumun olası pek çok nedenini sıralamak mümkün. Burada düşündüren soru: Bir taraf sahip olduğu cinsiyet kimliğinden bu ölçüde memnuniyet taşırken, diğerleri aynı memnuniyeti neden sergileyemedi.

                Elbette bu noktadan sonra toplumsal cinsiyet rollerinden söz ederek devam etmek gerekecektir. Özellikle yeni neslin uğrak yeri olan sanal sözlüklerden birinde, “kadın olmak” başlığı altında, “kapı zilinde isminin yazılmayacağını kabul etmek”, “katmanlı depresif özne olmak”, “su gibi her duygunun formunu almak”, “sürekli kontratak futbol oynamak” vb. pek çok tanımlama yapılmaktadır.

                Kadına, kadın olmak kavramına yüklenen bu olumsuz ifadelerin tümünü unutalım. Gelin bu gün kadının gücünden söz edelim sadece.

                Kadın güçlüdür; erkelerde hastalık ve ölüm oranlarının kadınlara oranla daha yüksek olduğunu gösteren sonuçlara rastlamak mümkündür. Bu durumun olası açıklamalarından biri genetik faktörlerdir. Kadın XX kromozomunun gücünü kullanır. İki X kromozomundaki sağlam genleri kullanırken erkek tek X kromozomundaki bozulmalardan kaçamaz. XX’in gücü.

                Kadın güçlüdür; sössüz iletişim ve sözel olmayan davranışları okumakta başarısı göz ardı edilemez. En karmaşık yüz ifadelerini çözümlemek, beden ipuçlarını ve ses tonunu yorumlamak yetenekleri arasındadır.

                Kadın güçlüdür; gücünü duygularının yoğunluğundan alır. Bu günün dünyasında duyguların önemi yadsınamaz bir gerçektir. Kadın duygularından korkmaz, kaçmaz, sonuna kadar yaşamaya izin verir. Dünyayı yöneten duygularsa, kadın bu gücün farkına vardığında önemli bir potansiyelini kullanmaya başlayacaktır. Kadın varsa umut vardır.

                Kadın güçlüdür; problem çözer. Alternatif düşünür, ayrıntıları yakalar, tümünü kullanarak planlar, organize eder.

                Kadın güçlüdür; çocuğu şekillendirir, aileyi çerçevelendirir, dünyayı biçimlendirir.