Son zamanlarda ana haber bültenlerinden, magazin programlarına, gazete manşetlerinden, kitap eklerinde tanıtılan kitaplara kadar sıklıkla gözümüze çarpan son moda terim: Kişisel Gelişim.  Hem de albenisi oldukça fazla, süslü eğitim paketleri ile sunuluyor bizlere. Bu paketlerin etiketleri de çok cicili bicili ve bir o kadar da çekici. Kimi paketin içinden hafızamızı güçlendirme teknikleri, kiminden karar verme, planlama ve uygulama stratejileri çıkıyor karşımıza. Bazı paketler ise nitelikli insan ilişkileri, gelişmiş iletişim becerileri sunuyor bizlere. Vizyon, misyon oluşturma, hitabet ve güzel konuşma sanatı, strateji ve taktik geliştirme, yönetim becerileri, takım oluşturma, takımla çalışma, hitabet ve güzel konuşma sanatı bu ilgi çekici etiketlerden sadece birkaçı. Bu başlıkları okuduğumuz zaman alacağımız bu eğitimlerle yaşantımızda her şeyin değişeceğini, tüm bu becerilere sahip olacağımızı düşünüyoruz.

Peki o zaman nedir Kişisel Gelişim? Bu soruya her birimiz farklı bir yanıt verebiliriz. Kişinin kendisini geliştirmesidir, hedeflerimize ulaşmamızda bizi motive eden bir çok teknik ve starteji içeren süreçtir, başkaları ile iyi ilişkiler kurmada adım atmaktır. Bu tanımlamalar kişisel gelişim nedir sorusuna verilecek yanıtlar olabilir.

Bebekleri olan anneler bilir. Bebeklerini sağlık kontrolüne götürdüklerinde, doktorun özellikle izlediği bebeğin fiziksel gelişimidir. Bu gelişimi değerlendirebilmek için bebeğin baş çevresini, boyunu, kilosunu ve benzeri ölçümleri yapar ve elde ettiği rakamsal değerleri, pek çok ölçümden sonra elde edilen büyüme skalasındaki değerlerle karşılaştırarak anne babaya bebeğin fiziksel gelişimi ile ilgili bir yorum yapar. Bebeğinizin fiziksel gelişimi oldukça iyi, beslenmesi yeterli ya da kilo artışı normalin altında, besin desteği gerekli gibi bir yorum sunar, bebeğin fiziksel gelişimi ile ilgili.

Bu durumda kişisel gelişim nasıl değerlendirilir? Arkadaşınız sizi gördüğünde “senin iletişim becerin geçen aya göre beş cm daha uzamış” ya da  “görmeyeli hitabet yeteneğin on üç kilogram olmuş” derse bu sizin için şaşırtıcı bir yorumlama olmaz mı?

Kişisel gelişim ya da diğer adı ile bireysel gelişim yalnızca kişiyi ilgilendiren, bireysel yapılacak bir faaliyeti çağrıştırsa da ortaya çıkan sonuçları göz önüne alınacak olursa toplumsal bir değişim olduğu söylenebilir.

Hepimiz her gün yeni bilgiler ediniyor, yeni yazılar okuyor, sinemaya gidiyor, ders alıyor, ders veriyor, iletişim kuruyor, yazıyor, çiziyor ve değişiyoruz. Kişisel gelişimde bu değişimin bir parçasıdır. Var olan potansiyeli fark etmek, ortaya çıkarmak, en üst düzeyde kullanmak kişisel gelişimin temel hedeflerindendir. Kişisel gelişimle hedeflenmeyecek olan ise;  düşünceleri, yargıları, inançları değiştirmek, ruhsal problemlere çözüm getirmektir. Bu hedef kişisel gelişim ve psikolojik danışma arasındaki sınırı çizer. Özetle; annenizle ilişkinizde dinleme, ben dili ile konuşma becerinize kişisel gelişim alanında alacağınız eğitim seminerleri, okuyacağınız kişisel gelişim kitapları katkı sağlayabilir, ama geçmişten bu yana herhangi bir nedenle annenize duyduğunuz öfkeyi çözmez. Etkili sunum yapma beceriniz kişisel gelişim teknikleri ile gelişebilir ancak topluluk önünde konuşma korkunuz psikolojik danışma sürecinde aşılır ya da psikodramada yaşanır.

Ayrıca kişisel gelişim denince kültürel farklılıkları göz ardı etmemek gerekir. Bu konuda yapılan çeviriler oluşturuldukları kültürel değerleri taşımaktadır. Bu nedenle kişisel gelişim başlığı altında okuduğunuz ya da duyduğunuz her bilgiyi yaşama geçirmeye çalışmak her durum ya da koşul için uygun olmayabilir. Öğrendiğiniz bilginin sizin için ne ölçüde uygulanabilir olduğudur önemli olan.

Hayatta sahip olduğunuz değil, sahip olmak istediğiniz özelliklere ulaşmada yardımcı tekniklerden biridir kişisel gelişim. Bu gelişimin tek bir sınırı vardır. O da SİZ!